|
suskun suskunwrote:
NE İSTEDİĞİNİ SÖYLE CEVABINI SÖYLEYEYİM
Peygamber Efendimiz (sav)'in huzuruna ürkek adımlarla giren bir sahabi heyecanlı bir bekleyiş içindedir. Zihninde günlerdir sormayı beklediği sorular vardır. Şefkat Peygamberi Efendimiz (sav) sahabisinin sıkıntısını anlar ve dilediği soruyu sorması için ona cesaret verir. O da, günlerdir zihnini meşgul eden soruları arka arkaya sıralar ve şu anlamlı cevapları alır. 1-Ya Resulallah, ben insanların en alimi olmak istiyorum. -Allah'tan en çok korkan, insanların en alimi olur. 2-İnsanların en zengini olmak istiyorum. -Kanaatkar olursan, insanların en zengini olursun. 3-İnsanların en hayırlısı olmak istiyorum. -İnsanların en hayırlısı, insanlara menfaatli olandır. Sen de başkalarına yardımcı ol, en hayırlısı olursun. 4-İnsanların en adaletlisi olmak istiyorum. Öyle ise kendin için istediğini başkası için de iste. Kendin için istemediğini başkası için de dileme 5-Allah'a en yakın kul olmak istiyorum. -Allah'ı çok zikret! 6-İyi hal ve ikram sahibi insan olmak istiyorum. -Öyle ise Allah'a ibadet ederken O'nu görür gibi ibadet et. Sen O'nu görmesen de O seni görüyor zaten. 7-İmanımın mükemmel olmasını istiyorum. -Ahlakını güzelleştir. İmanın kemale ersin. 8-Allah'ın itaatli bir kulu olmayı istiyorum. -O halde farzları ihmal etme. Hepsini yerine getir. 9-Rabbimin huzuruna günah kirinden temizlenmiş olarak çıkmak istiyorum. Cünüplük kirinden guslederken günah kirinden de gusletmeyi ihmal etme, tevbe ve istiğfarla temizlen. 10-Mahşere giderken yolumun aydınlık olmasını istiyorum. -O halde hiç kimseye zulmetme, kalbini kırma. Gücüne güvenerek hakkından mahrum etme ki, mahşerde yolun aydınlık olsun. Seni de kimse yolundan etmesin. 11-Rabbimin bana merhametini arzuluyorum. Bana acısın istiyorum. -Rabbinin yarattığı insana ve bütün canlılara merhamet eyle. Sen burada merhametli olursan orada merhamete layık olursun. 12-Günahlarımın azalmasını istiyorum. -Öyle ise tevbe ve istiğfarını çoğalt. Bir daha yapmama konusunda azimli ol. 13-Rabbimin rızkımı bol vermesini istiyorum. -O halde abdestli olmaya devam et. 14-Ayıplarımın yüzüme vurulmamasını istiyorum. -Sen burada kimsenin ayıbını yüzüne vurmazsan, orada da senin ayıbını kimse yüzüne vurmaz. 15-Günah kirlerinden ruhumu nasıl temizlerim? Gözyaşıyla... Gözyaşını rahmet gibi yağdır, ruhunu SELAM VE DUA İLE KALIN RABBİME EMANET OLUN
June 1
|
|
|
CESURYUREK CESURYUREKwrote:
DOĞACAK OLAN
UNSURLAR NE OLUR Düşünmeden hareket ederek TRT. şeş açıldı. Acaba bundan doğacak sonuçlar hesap edildi mi? Şimdi ise kürt açılımı yapacaklarmış. Neler olacağını hesap ettiler mi? Daha sonra özerklik. Sesler çıkmaya başlandı. Sonra ne olacak peki? Lazlar da aynı şekilde isteyecek. Diğerleri de isteyecek. Vermeyecek misin onlara aynı hakkı? Vermediğin taktirde isyanlar çıkmaz mı? Haklı durumda olmazlar mı? Verdiğin taktirde kaç tür dilli devlet olacak. Bu parçalanma ve bölünmenin temellerini atmak olmuyor mu? Sizin taptığınız ve sözünden çıkmadığınız ABD. ne kadar değişik insanı barındırıyor, ana dilleri kaç türlü? Neden ana dil sadece İNGİLİZCE Devlet adamı, devletini yıkmak için zeminler hazırlayan değil; devletinin geleceğini düşünenlerdir. Sizler, acaba devlet adamı oldunuz mu? Nereden nereye geldi bu ülke? TÜRK MİLLİYETÇİLERİ, YURTSEVERLER vatan haini sayılmakta, vatanı bölmek isteyenler ise, yurt çapında rahatlıkla gezmekte. İki yüzlülükle halkımızı kandırmayın. Gerçekleri mertçe söyleyin ve hareket edin ki, vatan sever halk ta tedbirini alsın. Dini alet ederek ortalığı sahte dincilerle doldurdunuz. KAHROLSUN İSRAİL diyerek İSRAİL in çıkarları için her fedakarlığa baş vuruyorsunuz. Aciz bir ulus yaptınız. 2,5 milyonluk İsrail’e kul kölesiniz.yalan mı? SİZEDE, SİZİ DESTEKLEYEN O SAHTE MÜSLÜMANLARA’DA yazıklar olsun. Sanal alanda dahi son derece Müslümanlıktan bahsederler bu din düşmanları. ALLAHTAN değil, tarikatlardan, tekkelerden, yatırlardan medet uman put perestler. Acaba peygamber efendimiz ve kitabımız bunumu emrediyor? Cahilliğin getirdiği cehalet tohumları değil mi bunlar. Böyle giderse, yazık olacak bu güzel devletimize. Sonucu açıkça belli oluyor. Bu cahiller, yarın’da APO’YA karşı gelenleri ve dağlarda PKK. İle çarpışanları yargılamaya kalkacakları açıkça bellidir. Halen daha anlamıyorsanız, lütfen o beyinleri değiştirin. Anlayanlara; sevgilerimle.
May 30
|
|
|
Barış Güverciniwrote:
. . . . . . . . . . . . . . . . .*
. . . . . . . . . . .*. . . . . . . ** * . . . . .. . . . . .*** . . * . . ***** . . . . . . . . . . .** . . **. . . . .* . . . . . . . . . . ***.*. . *. . . . .* . . . . . . . . . .****. . . .** . . . ****** . . . . . . . . . ***** . . . .**.*. . . . . ** . . . . . . . . .*****. . . . . **. . . . . . *.** . . . . . . . .*****. . . . . .*. . . . . . * . . . . . . . .******. . . . .*. . . . . * . . . . . . . .******* . . .*. . . . .* . . . . . . . . .*********. . . . . * . . . . . . . . . .******* . *** *******. . . . . . . . .** .*******. . . . . . . . * . ******. . . . . . . . * * . .***. . *. . . . . . .** . . . . . . .*. . . . . * . . . . .****.*. . . .* . . . *******. .*. .* . . .*******. . . *. . . .*****. . . . * . . .**. . . . . .* . . .*. . . . . . **.* . . . . . . . . . ** . . . . . . . . .* . . . . . . . . .* . . . . . . . . .* . . . . . . . . * . . . . . . . . * . . . . . . . . * . . . . . . . . * . . . . . . . . *
May 25
|
|
|
BİLÂL-İ HABEŞİ .wrote:
EBEDİ BİR GÖZYAŞI OLMAMAK İÇİN
İnsan unutandır, alışandır. Hep aynı nefesleri alacağımızı sanırken birden duruverir kalbimiz. Sonsuz sanırız dünyayı. İşlerimiz bitmez biliriz. Yanılırız. Her yanılgıya düştüğümüzde, dünyayı bitmez sandığımızda… ezanlar yayılır, dağılır göklere. Kendimizi kendimize, dünyaya kaptırdığımızda Allahu Ekber… Allahu Ekber ile irkiliriz. İrkilmiyorsak o zaman ezandan daha büyük (sandığımız) düşünceler sarmıştır bizi. Gazetelerin başlıklarında, haberlerin kesretinde, derdi-i maişet çemberinde "bir şeyler" yaptığımız aldatmacasıyla gider geliriz. Sabah ezanları karanlık yönlerimizin üstüne bir ışık gibi düşer. Pencerelerin, perdelerin ürperdiğini "gözlerimizle" görürüz. Sokaklar uykudadır henüz. Minareler birer birer uyanır ve uyandırır gecelerin bütün mahmurluğunu, gafletini, ülfetini...Sabahın lezzetini ilkin kulaklarımızla tadarız. ...Ve her ezan bir sûrdur. Her sabah bir haşir. ...Uyanırız. Gecenin içinden güneşi çıkarıp gönderen âlemlerin Rabbine secdeler boyu şükürler olsun. Ne güneşe sözümüz geçer ne geceye… Uykumuz bitmese… Kim uyandırır bizi O uyandırmasa! Kocaman yanılgılarımızla karşı karşıya geldiğimiz demler olur.Adımı(mı)zı nereye koyacağımızı şaşırdığımız…Ne gam "Geceler" biter. Geceye sözü geçen Bir'i vardır. Geceler kararıp kalmaz. Karalar içinde kalmayacağımızı daha ezan başlarken biliriz: Allahu Ekber… Allahu Ekber… Daralınca, şaşırınca, sevinince… ihtiyari/gayr-ı ihtiyari dilimizden dökülür ya Allahu Ekber. Ne rahatlarız o an! (aşkınız kim düşünün bakalım??) Bir Büyük… Devamlı Büyük… Sonsuz Büyük… Büyükler Büyüğü var ya…Ne gam! Sabah ezanları hem bir ayrılığı anlatır hem bir ışığa koşuşu muştular. Kulaklara ilk dökülen huşu, huzur, odur. Geceden büyüktür Allah. Gündüzden büyüktür. Dertlerin geceyi sende geçirmişse... Ahlarını dizginleyememişsen... Gözlerin hep pencerelerde, kapılarda bir dost beklemişse... Ağlama! Her şeyden Büyük: "Ben hep yanındayım."diyor. Duyuyor musun? Acılarını O anlar. Pencerelerden odana Allahu Ekber sesleri dolar.İçine sonsuz müjdeler…Açlığını,açıklığını "açık et" yeter ki… Geceyi dürüp büküp bir tarafa atan, yerine gündüzü seren, senin derdi/ne de çaredir. Doktor O, ilaç O... *Teneffüs Her ezan bir sûrdur. Yeni bir uyanıştır her ezan. Dalıp gittiğimizde. Endişelerimizin ağında çırpınırken... Günü yaraladığımızda/yarıladığımızda bu sefer yeni bir ezan, yeni bir sûr: Allahu Ekber… Allahu Ekber… Gündüzün ortasında... İşimiz bizi sarıp sarmaladığında...Yağmaladığında... Kalabalıkların çılgınlığında... anlarız yolculuğumuzu. İşi gücü bir vakitçiğine bırakmalıyız. Gündüze çoktan alıştık ya.. . Dalıp gitme der bu öğle ezanı (da) dalıp gitme! Yorgunluğunu bırak bir seccadeye. "Uyanık gördüğün rüyalar" değil mi bu alıp vermeler? Gidip gelmeler? Nereye gidersen git... Nereden gelirsen gel... Şimdi bu yeni ezanın davetinde kendine bir daha gel! Hesaba çek kendini. "Kendin diye biri" var ve bunu bil! Kendini unutma çarşıların, meşguliyetlerin kalabalığında! Çarşı senin "için"/de. "Namaz aynası"nda kendine b/akacaksın yine ve yeni bir zamanda. Sabah bir uyanıştı, bir sûrdu; bu da öyle. *Hazan Gaflete düşer düşmez bir ezan daha düşüyor semâlara. Gün dönüyor gayrı. S/arı bir vedâya doğru yol alıyor, dünya. Vedâyı hatırlatıyor bu ikindi iyice.(Ah bu gün sonbaharı ikindiler!) Vakitlerin haritasını ezanlar çizer. Bunu daha iyi anlamaya başlarız. İkindi ezanlarında sonbahar kokusu olur. Ayrılık yani. Buruktur bu yüzden. Heyecanlar biraz daha gevşer. Dünya işlerinin bitmeyeceğini iyice anlarız da… Yenilip yenilip güreşe doymayan pehlivanlar gibi yarınki hayallerle beraber kilitleriz kasalarımızı. Ezanlar da olmasa dümdüz bir yolda ışıksız, çizgisiz gibiyizdir. Çöldeyizdir. Ne arzularımıza yeteriz, ne acılarımızı dindiririz. Ebedi bir gözyaşı olur bakışlarımız. *Göç Zamanı Gün biter. Şaşkın şaşkın, ufuklarda kaybolan güneşin izini ararız. Güneş gibi batacağımızı düşünüp… Gece gibi gündüz de çıkıp gitti elimizden! Bir parça gündüz bile saklayamadık geceye. Geriye ancak secdelerimiz kalır. Nice emellerimiz yorgun savaşçılar gibi düşüp kaldılar bir yerlerde. Bir kıyamet sûru gibidir akşam ezanları. Korkularımızı örter gece. Camilerde esrarlı ışıklar... Şerefeler geceyi selamlar
Apr. 26
|
|
|
Halid BİN VELİDwrote:
18 Nisan
ALLAH'I(C.C.) SEVENLERİN YOLU-6- MÜRŞİDİN YANINDA TÖVBE Kulluk sadece Allah Teâlâ’ya yapılır. Kulluktaki kusur için yapılacak istiğfar ve tövbe de sadece Allah Teâlâ’ya yapılır. Kulların bu konuda birbirlerine yapacağı şey, kullukta ve Allah’a(c.c.) dönüşte yardımcı olmaktır. Buna iyilik ve takva yolunda yardımlaşma denir. Bu yardımlaşmayı bizden yüce Allah(c.c.) istemektedir. Bu yardımla gafil zikre, cahil ilme, zalim ebede, günahkâr tövbeye kavuşur. Peygamber ve velileri kulların tövbelerini kabul veya ret etme görevi verilmemiş; bilakis kendileri ve diğer kullar için istiğfar etme görevi verilmiştir. Kulları Allah’ü Teala’ya sevk makamında bulunan Hz.Peygamberin(s.a.v.) kendisine ilâhi bir emanet olan ümmeti adına ağlaması ve istiğfar etmesi, hem Rabbimizin emri, hem bu makamın gereği, hem de Rabbani ahlakın neticesidir. Onlara vâris olan Rabbanî âlimlerin cemaatleri adına dua etmeleri bu sünnete göredir. Allah’ü Teâlâ, ümmetin terbiye ve tezkiyesi için gönderdiği Resulüne(s.a.v.) şöyle emretmiştir. “Onlar için istiğfar et”. Şu halde Resulüllah Efendimizin (s.a.v.) vârisi ve ümmetinin terbiyecisi olan kâmil mürşidler, ümmetle yaptıkları tövbe ve istiğfarda Efendimizin (s.a.v.) ayette anlatılan sıfatını temsil etmiş oluyorlar. Kulların Allah2ü Teâlâ’ya yönelişlerine şahitlik yapıyorlar. Onlarla birlikte yüce Allah’a(c.c.) tövbe ve istiğfar ediyorlar. Birlikte tövbe yapan müminin tövbesinin kabulü için de ayrıca Allah’a(c.c.) yalvarıyorlar. Zira kâmil mürşidler naz makamında niyaz eden Salih kullardır. Onlarla birlikte yapılan tövbeler, onların nezaretinde icra edilen zikirler ve onların tavsiyesi doğrultusunda yapılan hizmetler Allah(c.c.) katında en verimli, en temiz ameller olarak kabul görür. Yeter ki insan, bu makamın münkiri olmasın ve huzurda edep dışı davranmasın. “Ey iman edenler! Hep birden Allah’a(c.c.) tövbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz”.(Nur,-24/31) ayetinden, topluca tövbe yapmanın daha makbul olduğunu anlıyoruz. Kâmil bir mürşidle birlikte Allah’a(c.c.) yapılan tövbeyi Hıristiyanların vaftiz olayına ve papazın önünde günah çıkarma hezeyanına benzetmek tam bir cehalettir. Bu anlayış, tevhid dinini, Kur’an’ın cemaat ruhunu ve ümmet hedefini, sünnete uygulama şekillerini zikrettiğimiz biatların, hikmetini ve tasavvufun edebini bilmemek demektir. Hiçbir mümin önünde tövbe ettiği ve elini tutup intisap yaptığı kâmil mürşidin, günahları affedeceğini düşünemez ve söylemez. Böyle düşünmemelidir. Günahları dilerse af edecek olan yüce Allah’tır(c.c.). Mürşid, kendisinin ve elinden tutan talebesinin günahlarını affetmesi için Allah’a(c.c.) yalvarır. Mürid de bu bilinçtedir. Hem o tövbesinde sabit kalmak istemektedir. Bunun için kâmil mürşidin başında bulunduğu takva mektebine talebe olmuştur. Buna intisap denir. İntisap, mürşidin ihlâs ve edep öğrenmek için yapılır. Böylece mürid, mürşidin terbiyesine ilk adımı atmış olur. Bundan sonra mürid, mürşidle Hak yolunda yürümeye başlar. Bu yürüyüş manevi bir yürüyüştür. Bu yürüyüş kalp ile olur. Onda devamlı hâl değişir, bir sıfattan diğerine geçilir,bir makamdan daha yükseğine intikal edilir. Nefsin engelleri aşılır, cehalet yerini ilme terk eder. İlim irfana dönüşür irfan ilâhi muhabbetle birleşir. İlâhi muhabbet bütünüyle kalbe yerleşir. Bütün bunların sonucunda yüce Allah’a(c.c.) kavuşma hasıl olur. Başından sonuna kadar bu işe tasavvuf büyükleri “seyri sülûk” adını verir. Mürşidi Kamilin ziyaretine gidemeyecek bir mazeretimiz varsa, vekillerinin yanında tövbe etmek gerekir. Vekillerin elini tutarak şu şekilde tevbe ederiz: “Yâ Rabbi, bütün yapmış olduğum günahlardan ben pişmanım keşke yapmasaydım, inşallah bir daha ben yapmıyacağım” deriz. Tövbe eden inşallah demekle tevbesinde durabilmesini Allah’a(c.c.) yardım etmesi şartına bağlamış olur. İtikadımıza göre, hayır ve şer her şey Allah’ın(c.c.) iznine bağlıdır. Bundan dolayı Allah’ü Teâlâ yardım etmezse kimse tövbesinde duramaz. Çünkü her türlü ibadetin yapılabilmesi Allah’ın(c.c.) yardımı ile olur. İşte tövbemizde durabilmemiz için muhtaç olduğumuz bu yardımı da Allah’ın(c.c.) evliyaları olan mürşidlerin elini tutmak, tövbe talimatını yapmak suretiyle kolayca elde ederiz. Yardımı alınca da tövbemizde durabilmiş oluruz. Öyle çaresizim ki Rabbim, çarelere ermiyor aklım... Bir yüzüm solgunken, isyankar öbür yanım... Öğütleri masal gibi dinliyorum... Nasihatler ninni misali geliyor, başımı sallıyorum.. sanki anlamış gibi... Beni takipte ızdırap.. Peşimden gelir kabuslar... Kimsem yokmuş şu dünyada senden başka!.. Merhametine uzatıyorum ellerimi... Senin rahmetinle yıkamak istiyorum kirli tövbelerimi.. Dizginle çılgınlıklarımı...affet günahlarımı.. Ey affetmeyi seven Rabbim, sil göz yaşlarımı.. Sen teselli et beni, serinlik sun şu bağrıma... Vardır bunda da bir hayır.. Hayırlı kederlerimi sen sevdir bana!.. Tıpkı geceye saçılan yıldızlar gibi, ömrüme ışık olsun, sıkıntı anlarımda ettiğim dualar.. Hüzünlerde olgunlaştır beni.. Cahilim çok cahilim.. Sen yolum ol! Sen sonum ol! Sen tut elimden, sana giden yollarda nurum ol! Dağlar kadar günahlarıma, bir avuç tövbe kırıntısı getirdim... Sen derman ol şu volkanlarıma... Sensiz bir yürek ne kadar boş!.. Affeyle Ya Rabbel alemin... Amin.... "De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'in(c.c.) rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah(c.c.) bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir. " (Zumer 39 / NE MUTLU GÜNAHLARINDAN TÖVBE EDİP AĞLAYANA (HADİS)
Apr. 18
|